
Klinik bir deneyim nasıl paylaşılır ve aktarılır? Mantıki zamanların serimlenişine göre yol alan bir aktarım ilişkisinin içinden çalışmak ne anlama gelmektedir? Üstelik de elimizde genel geçer bir kullanma kılavuzu ve bu türden düşünsel bir konforumuz olmaksızın.
Klinik görüşme, Lacan’ın tarifinden yola çıktığımızda, özne için tahammül edilemez olan gerçeğin açımlanışıysa eğer, ikili kurgusal bir zamanın ters-yüz edilebilir imgesel aktarımından ve mekan deneyiminden, her seferinde yeniden icat edilen başkalığın temsil edilebildiği ve gerçeğin sabit ve değişmez bir yerinin olduğu sembolik bir aktarıma nasıl geçilir?
Bununla birlikte, yaygın klinik bir fenomen olan yeteri kadar yapılanmamış öznelliklerde aktarım ilişkilerini ve analitik bir edimi nasıl düşünebiliriz?
Analizanın aktarıma nereden ve nasıl girdiğinin analistin referanslarıyla yani bilinçdışı bilgisinin pür sembolik koordinatlarını üstlenme şekliyle doğrudan bağlantılı olduğunu söyleyebilirsek eğer, Lacan’ın analistin arzusu ve analist olma arzusu arasında yaptığı ayrım da önem kazanır. Bu farklılığın etikle, analistin işleviyle ve analitik bir parkurun güzergahıyla olan ilişkisi tartışacağımız esaslı bir konu. Türkiye’deki kurumsallaşma sorunsalından itibaren de kaçınılmaz olarak.
Tüm bu soruları ve dahasını çeşitli metinlerden ve klinik örneklerden itibaren katılımcıların belirli ve katılımcı sayısının sınırlı olduğu dört kişilik bir ekip çalışmasında ele alacağız.
Çalışmadan sorumlu katılımcılar: Özge Soysal, Seda Narinç, Şeyda Kara, Selim Cillov, Beste SözenKlinik görüşme, Lacan’ın tarifinden yola çıktığımızda, özne için tahammül edilemez olan gerçeğin açımlanışıysa eğer, ikili kurgusal bir zamanın ters-yüz edilebilir imgesel aktarımından ve mekan deneyiminden, her seferinde yeniden icat edilen başkalığın temsil edilebildiği ve gerçeğin sabit ve değişmez bir yerinin olduğu sembolik bir aktarıma nasıl geçilir?
Bununla birlikte, yaygın klinik bir fenomen olan yeteri kadar yapılanmamış öznelliklerde aktarım ilişkilerini ve analitik bir edimi nasıl düşünebiliriz?
Analizanın aktarıma nereden ve nasıl girdiğinin analistin referanslarıyla yani bilinçdışı bilgisinin pür sembolik koordinatlarını üstlenme şekliyle doğrudan bağlantılı olduğunu söyleyebilirsek eğer, Lacan’ın analistin arzusu ve analist olma arzusu arasında yaptığı ayrım da önem kazanır. Bu farklılığın etikle, analistin işleviyle ve analitik bir parkurun güzergahıyla olan ilişkisi tartışacağımız esaslı bir konu. Türkiye’deki kurumsallaşma sorunsalından itibaren de kaçınılmaz olarak.
Tüm bu soruları ve dahasını çeşitli metinlerden ve klinik örneklerden itibaren katılımcıların belirli ve katılımcı sayısının sınırlı olduğu dört kişilik bir ekip çalışmasında ele alacağız.
Başlangıç tarihi: 24 Kasım 2024, saat 17.00-18.00, her iki haftada bir.